136 YIL SONRA IŞIK GÖRÜLDÜ

Doğu Karadenizin Doğu Anadolu’ya açılan en kısa kapısı olan OVİT Dosyasını önemine binaen enine boyuna ele aldık. Bu yol niye önemli bugüne nasıl geldi, bazı bilgi ve belgelerle detaylı olarak kayda geçsin dedim.

Bölge için çok önemli bir karayolu geçiti olan 2640 m.rakımdan geçen OVİT Yolu 136 yıl sonra bugün ancak çözüme kavuşuyor.

11 Kasım 2016 da Başbakan Binali Yıldırım’ın katılacağı törenle Tünelde delme işlemi sona ermiş olacak.

OVİT TÜNELİNİN %90 TAMAMLANDI!

OVİT TÜNELİNİN %90 TAMAMLANDI!

Osmanlı Devleti zamanında dönemin Nafıa Bakanlığı tarafından yatırım programına alınması tavsiye edilen bu yol o tarih olan 1880 yılından tam 132 sene sonra 13 Mayıs 2012 de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından temeli atılmıştı.Tam 4 yıl sonra delme işlemi bir tünelde olmak üzere tamamen Türk İşçi ve Mühendisinin el emeği ile gerçekleşiyor.

Osmanlı Devletinde 1880 yılında Nafıa Bakanlığında bulunan Hasan Fehmi Paşa Doğu Karadeniz Bölgesi ile ilgili bazı projeler sunuyor. Bunlardan birisi Rize-Erzurum yolu ile ilgilidir.

Ovit projesi 1880 yılında Başbakanlığa sunuluyor.

1880 yılında Başvekâlet Makamına sunulan kalkınma planındaAnadoluda yapılması gerekli yollar hakkında şunlar yazılmış.’’Ulaşıma elverişli olmayan yollarda ulaşım hayvanlarla yapılmaktadır. Bu şekilde taşınan malın değeri ancak masraflarını karşılamaktadır. Dolayısıyla bunlar mahalli ihtiyaçları karşılamaya ancak yetmektedir. Rize’den Erzurum’a yapılacak yol, bu yol yaklaşık 200 km.dir. Her kilometresi 869 liradan, toplam inşa masrafı 173.913 lirayı bulur.

Güzergâhı, yol Rize’den başlayarak ortalama bir hesapla her yüz metrede 3 metre meyil alarak 70 kilometre mesafe gidildikten sonra deniz sathından(Bugün OVİT tünelinin başlayacağı yer) 2000 m.yükseklikte olup Karadeniz sahilinden geçen birinci sıradağlar doruğuna çıkar. Oradan Çoruh Vadisine inerek deniz sathından 1200 m.yüksekliğinde Liva merkezi olan İSPİR’E ulaşır. Bu yol İspirden ortalama hesapla % 3 meyille 2200 m.yükseklikte(HORTİK Dağı) bulunan ikinci sıradağları geçtikten sonra 1800 m.rakımlı Erzurum vadisine iner, daha sonra 1950 m.yükseklikte bulunan Erzurum şehrinde sona erer.

Bahsi geçen yolun güzergâhı yaklaşık olarak 40 m.genişliğinde iki mühim nehire, yani İspirde Çoruh, Erzurum Vadisinde de Karasu nehirlerine tesadüf eder.

Ürünler: Rizede portakal ve her türlü meyve, kokulu üzüm, fındık, fasulye, mısır yetiştirilmekte ve bez (feretiko)dokunmaktadır. Dağlarda ve bahsedilen yolun geçtiği yerlerde meşe, çam, kestane, gürgen ağaçlarından ibaret ormanlar mevcuttur. İspirde eski zamanlarda keşfolunmuş altın madenleri vardır. İzlenmesi tasarlanan güzergâh mevcut yolu 100 km. kısaltacağı için, halen Erzurum yolu ile taşınmakta olan İran malları yeni yol üzerinden taşınır. Trabzon yoluyla İran’a taşınan eşyalar her hayvan yükü 120 kg.dan ibaret olmak üzere 50.000 hayvan ve İran’dan Trabzon’a gelen eşya 60.000 hayvan yükü ki toplam 13.200 tondur. Karadeniz yamaçlarında bulunan Rize ve İspir dolaylarında pek çok nüfus oturmakta olup Erzurum vadisinde de 90 köy vardır.’’

hdfhdfh

1952 de İkizdere’ye ulaşıldı

1880 yatırım programında yer alması istenen OVİT Yolunda bölgedeki ilk ulaşım 1955 yılında sağlandı. Yapılan çalışmalarla Rize-Erzurum karayolunda 1955 yılında Ovit aşılarak araçla ulaşım sağlandı. Daha öncesi at sırtında ve yaya olarak burada İkizdere-İspir arasında küçük ölçekli ticaret yapılıyordu. Elimizdeki en eski bu fotoğrafta bugünkü Fayyuğun Taşı denen rampanın insan gücüyle yol yapılarak açıldığını gösteriyor. Karayolları genel Müdürlüğünce hazırlanan bir broşürde Türkiye’deki yolların 1948 yılına kadar el ile yani insan gücü ile açılmaya çalışıldığı ve bu tarihten sonra makine ile yol açma çalışmalarının devam ettiği belirtilmiş.
1922 Erzurum Valisi M.Emin Yurdakul’Rizeye ulaşmamız lazım ‘

Elimizdeki en eski belge 1880 yılındaki yukarıdaki yazı.

Bu yazıyı takip eden bir sonraki yazının 1922 yılındaki Erzurum Valisi Mehmet Emin Yurdakul tarafından yazıldığı belirtilen tavsiye yazısı. Yazıda Erzurum’un kalkınması, ticaretinin gelişmesi için Karadeniz’e Rize üzerinden ulaşmasının gerekli olduğu belirtilmiş.

1930 Yılında Yol Vergisi ile başlıyor

Rize-İkizdere-İspir yolu gözüyle bakılan bu yolun açılmasına 1930 yılının sonbaharında başlanmış. İlk sene Karadere(bugünkü Kalkandere) merkezine doğru 7 km. yol yapılmış.9 km.lik eski yolun genişletildiği belirtilmiş.1930-35 yıllarında Rize Valisi olan Ahmet Ekrem Engür yol açılmasında büyük gayret gösterdi.

1932 yılı sonunda 44 km. yol yapılmış kazma kürek ve insan gücüyle. Yol yapımında bir yanda gönüllüler bir yanda da yol mükellefleri çalışıyordu. O dönemde her yetişkin erkek yol vergisi ödemekle mükellefti. Yol vergisi yolda bilfiil çalışmak suretiyle de ödenebiliyordu. Vergiyi ödeyemeyenler yolda çalıştı. Yol 44 km. yapılıncaya kadar 2 yıl boyunca 4200 gönüllü yanında 3058 mükellefte bilfiil çalışmıştı. Yolda çalışanların iaşelerinin karşılanması için Rize Esnafı yardım kampanyası düzenledi.

Zenginler arasında yol boyunca yer alan bazı köprülerin yapımını üstlenenlerde oldu.

İLK ÖDENEK 5 BİN LİRA

1932 yılında devletin Rize-İspir yoluna tahsisi ettiği para 5 bin lira idi. Bu tarihte etin kilosu 15-20 kuruş, okul kâtibinin maaşı 14 lira Defterdarın maaşı 55 lira Valinin maaşı 80 liraydı. Bu yazıları 1931 yılında yayınlanan Rize gazetesinden aldım. O tarihte de Rize’deki bir yerel gazetenin sayfalarında hemen her gün Rize-İspir yolu çalışması hakkında haberlere yer veriliyor, yol yapımını teşvik için her çareye başvuruluyordu.

Esnaf arasında 500 lira ile 100 lira arasında yardım eden birçok şahsiyet vardı. Bütün çalışmalara rağmen yol yapımı o hızla gitmedi.1945 yılına gelindiğinde ancak 49 km. yol motorlu taşıtların geçebileceği konuma gelmişti.
1945 yılında o zaman ilçe olan Güneyce ye kadar ulaşan yol 1950 yılında İkizdere’ye geldi.1952 de ilçe merkezinin İkizdere’ye taşınmasıyla karayolunu İspire ulaştırmak daha bir önem kazanmıştı.

1937 Cumhuriyet Gazetesinde

Yolun önemi çok yazıldı.
Yazılanlardan biride Cumhuriyet Gazetesinde çıkmış.1937 yılının Cumhuriyet Gazetesindeki köşe yazısında bu yoldan bahsediliyor. Cumhuriyet Gazetesinin Yazarı İsmail Habib SEVÜK Karadeniz’e seyahatte bulunuyor.1937 yılında yaptığı seyahatinde Rize’ye uğramış ve bilgi almış. Rize kalesinden bakarak yazdığı anısında Kalenin arkasından giden Vadinin çok kısa bir şekilde Erzurum’a ulaştığını ve burasının yapılması gerektiğini yazısında belirtmiş.
22 Ağustos 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki yazı aynen şöyle’Kaleden ileri Moliva tepesi, onunla Kale arasında gene deminki gibi derin bir vadi var. Oradakine Değirmendere deniyor. O VADİNİN EHEMMİYETİ İSPİR VE ERZURUM’A GİDECEK ŞOSENİN ORADAN GEÇMESİNDEDİR. Şose Erzurum’a kadar gidebilse Rize kara mahsurluktan kurtulacak ve DAHA KISA HELE KIŞIN KOP VE ZİGANA GİBİ MÂNİALAR BULUNMADIĞI İÇİN, DAHA ELVERİŞLİ BİR TRANSİT YOL KAZANACAKTIR’
İşte yıl o gün 1937 bugün 2016.
Ovit yolunun önemini, kısalığını Rize’nin Trabzon’dan daha iyi bir bağlantı sağladığını İsmail Habip Sevük 1937 yılında görmüş ve yazmış.
Tam 79 yıl sonra Cumhuriyet Gazetesinde yazılanlar bugün nihayet gerçek oluyor.

ekrem-orhon

EKREM ORHON ve OVİT

Koca Reis adıyla tanınan Ekrem Orhon Yüksek Öğrenimini ABD. de görmüş ve uzmanlık alanı yol olan bir büyüğümüz. OVİT Yolu 1935 yılında ABD. de okurken okul teziydi. 1950 yıllarında Trabzon’da Karayolları Bölge Müdürlüğü görevinde bulunurken, Rize-İkizdere karayolunun dağlardan değil dere boyundan yapılmasına çok ısrarcı olmuş ve bu yıllar sonra gerçekleşmiştir.
Bugünkü İyidere-İkizdere karayolu Ekrem Orhon’un projesidir ama başlangıcı 1974 yılında ancak gerçekleşir.
Ekrem Orhon kadar Ovit yolu ile adı anılan başka bir Mühendis yoktur. Her fırsatta Ovit Yolunda incelemede bulunurdu. İkizdere’den İspire doğru yapımına başlanılan yolda çalışmalara bizzat katıldığını biliyoruz. Merhum Ekrem Orhon’un en büyük hayali olan Ovit Yolunun 12 ay ulaşıma açık olacak olması vasiyetinin yerine getirilmiş olması demektir. Ekrem Orhon 1983 yılı Ağustosunda bile bu yolda seyahat ederken son nefesini vermiş.
1880 yılından bu yana 136 yıl geçti.
Önceleri Plan proje yok denildi.Hele dönemin Belediye başkanı Halil Bakırcı’nın söylediği gibi ‘’Trabzon Bölgede bir kağıt parçasından başka birşey yoktu’’.
Yaşanan ÇIĞ vakaları çalışmaları mecburen tetikledi ve hızlandırdı.Nihayet 2010 yılında hızlı bir çalışma bu sonu getirdi.
Çok şükür can kaybı olmadan atlattığımız 18 KASIM 2009 ve 12 NİSAN 2010 çığ olayları sonrasındaki şu an MGK Genel Seekreteri olan Valimiz Sn.Seyfullah Hacımüftüoğlu’nun bıkmak bilmeyen ısrarı ve beraberinde siyasi baskılar, bölge halkı ve kamuoyunun isteği.
Karayollarını proje ve dağda etüt çalışmasına boğan bugünkü Başbakan o zamanki Ulaştırma Bakanı Sn.Binali Yıldırım ve Müsteşarı M.Habip Soluk’un gayreti,
O dönemdeki AKP Milletvekilleri başta Rizeli Bakan Sn. Hayati Yazıcı olmak üzere hele Başbakanın söz verdiği günden sonra Oviti hiç unutmayan Sn. Hasan Karal.O dönem Milli Savunma Bakan Yardımcısı olan eski Milletvekili Sn.H. Kemal Yardımcı en çok destek olanların başında gelir.Tarihe mal olacak asrın projesinde destek olanlar unutulmasın diye özellikle yazıyorum.
Proje hiç ortada yokken Erzurum’dan gelen ‘Tünel ne zaman olacak’ sesini hiç kesmeyen,2012 de temel atıldıktan sonra hemen her hafta arayarak ‘Tünel ne zaman bitecek’talimatıyla bizlere çok büyük destek olan en büyük dadaş ağabeyim ömrünü bu yol için adayan 26 yıllık Erzurum İl Genel Meclis Üyesi Sn. Tahsin Bayramoğlu,
Rize, Erzurum, Trabzon ve tüm Anadolu’dan sesimizin çıkmasına yardımcı olan bütün Basın yayın mensubu gazeteci arkadaşlarım bazen haberlerinde abartıya kaçsa da hiç susmadı.
Yazının sonuna gelirken Dünyada 3.Türkiye’nin en büyük tüneli olan OVİT TÜNELİNE başlayın emrini veren Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’a Başbakan Sn.Binali Yıldırım’a ve ekiplerine bu güzel eseri Türkiye’ye kazandırdığı için bu konuda yıllardır yazan bir Gazeteci olarak sonsuz teşekkür ediyorum.