BELEDİYECİLİK, NAÇİZANE İKİZDEYE ÖNERİLER

Yerel yönetimin tanımlandığı Belediyecilik nedir? Bizden oy isteyen yerel yönetime aday Başkanlar neler yapmalıdır? Görev yetki ve sorumlulukları nelerdir? Belediye, bir şehir veya ilçenin temizlik, aydınlatma, su ve elektrik gibi ortak ihtiyaçlarını ve hizmetlerini gören örgüt olup, nüfusu belli bir sayının üstünde olan yerlerde kurulan yerel yönetimlerdir. Belediye sınırları içerisindeki sorunları çözmek ve kimi hizmetleri karşılamak amacıyla, belediye sınırları içerisinde yaşayan halkın oylarıyla seçilen yöneticilerin görev yaptığı, tüzel kişiliği olan örgütlerdir. Belediyecilik, ilk olarak Ortaçağ’da Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Derebeyin baskılarına karşı haklarını ve çıkarlarını korumak isteyen kent halkı (esnaf, zanaatkâr ve tüccarlar) kurduğu Lonca örgütleri aracılığıyla kendilerinin ve kentlerinin özgürlüklerini senyörlerden satın almışlardı. Ortaya çıkan özgür kentlerin yönetim sorununu çözebilmek için, belediyeler oluşturuldu.

Belediyelerin Görevleri:
1-Kentin altyapısı ile ilgili su dağıtımı, şebeke dağıtımı, kanalizasyon, şehir içi yollar, doğalgaz dağıtımı vs. gibi işler belediyeye aittir.
2-Çöp toplama, yolların temizlenmesi, itfaiye hizmetleri, zabıta hizmetleri, cadde ve sokak temizliği ve halk sağlığını koruma gibi görevleri vardır.
3-Şehir içerisinde imar planlarının hazırlanması ve imarla ilgili izin ve belgeler belediyenin görevleri arasındadır.
4-Şehrin ekonomik işleri belediyenin kontrolü altındadır. Fiyat ve ücret tespit etme, haller açma, pazar yerleri kurma, sanayi bölgeleri kurma vs. gibi görevleri vardır,
5-Şehir içerisinde eğitim ile ilgili Okul öncesi eğitim verme, mesleki eğitim kursları düzenleme ve kütüphane açma vs. gibi görevleri ifa eder.
6-Sağlık hizmetleri, dini görevler, nikâh işleri, yurt açma ve ucuz konut yapma gibi görevleri yerine getirir.
7-Şehir içerisindeki ulaştırma alanındaki işler belediyeye aittir.
8-Eski tarihi eserleri koruma, kültür merkezi açma, spor alanları yaratma, tiyatro müze ve sinema salonları açma gibi görevleri bulunur.

Bilinen Belediyelerin; Görev alanlarına dâhil yerleşim yerlerindeki kişi ve kurumlara, ilgili yasalarla tanımlanmış sorumluluklar ve yetkiler çerçevesinde hizmet vermekle yükümlü olduğu ve bunların “kamu kurumları” niteliği taşıdığıdır. Belediyeler görevlerini yaparken hizmet verdikleri kişi ve kurumlara ilişkin olarak toplum yararına düzenlemeler yapmak, bunların uygulanmasını sağlamak için de sahip oldukları yasal yaptırım yetkilerini gerektiğinde kullanmakla yükümlüdürler.

Her kurumun olduğu gibi, belediyelerin de gelir kaynakları sınırlıdır. Kendilerinden beklenen tüm hizmetleri bir anda yerine getirebilmeleri için yeterli değildir. Bununla birlikte, kamu hizmeti veren kurumlar olduklarından, “özel sektör ticari anlayışı” ile de yönetilemezler. Ancak bu husus; Belediyelerin bir “hayır kurumu” olarak algılanması, görev yapması anlamına da gelmez, gelmemelidir.

Belediyecilik, toplumun tüm yoksul ve ezilen kesimleri başta olmak üzere; emeğiyle geçinenlerin, işçilerin, köylülerin, esnafın, kadınların, çocukların, gençlerin, engellilerin, sorun, ihtiyaç ve taleplerine öncelik veren, kentin sosyal yaşamının düzenlenmesinde insanı merkeze koyan, katılımcı, demokratik, emeğe ve sosyal adalete saygılı olmayı kılavuz edinen, barış içinde, dostça, kardeşçe birlikte yaşamayı, dayanışma ve sevgiyi öncelikleri olarak gören, hizmetlerde eşitliği ilke edinen, her düşünce ve eyleminde, halkın çıkarlarını titizlikle gözeten bir anlayış olarak ortaya koymalıdır.

Sosyal belediyecilikte ise, iş, aş, ekmek, sağlık, insanca yaşam, eğitim, çevre gibi faktörler esastır. Belediyeler küçük birer yerel hükümete benzerler. Bu yerel hükümetleri başkanı da belediye başkanı, parlamento üyeleri de belediye meclisidir. Bu bağlamda belediyeler halkla doğrudan birebir temas kurabilir. Ancak, Belediyeleri ticarethane gibi bir tüccar anlayışı ile yönetenler bunu pek fark edemezler. Yani şirket kurarak belediye yönetilebilir, çok ta para kazanılabilir. Ama belediye bir ticarethane değil, hizmet üreten, halka hizmet götüren, kentte yaşayan halkın sağlığından, selametinden, huzurundan kısaca her şeyinden sorumlu olan kamusal kurumlardır. Bu konuda sosyal Belediyeciğin adı İzmir Dikili, Tunceli Ovacık örneği olabilir. Bu belediyecilik anlayışı Türkiye’deki Belediyeciliğin pusulası olmalıdır. Başka bir ifade ile Sosyal Belediyeciliğin adı, insanları fakir fukara edebiyatıyla, dilenci kültürüyle kandırmak ve kendine bağlamak, onların oylarını almak değil aksine herkese hizmeti eşit götürmektir. Sosyal Devlet anlayışının yerleşemediği, yeterince önemsenmediği Türkiye’de yoksullukla savaş yılın belli zamanlarında “kamunun yoksullara dağıttığı yakacak, yiyecek yardımları”, sadece ve sadece “günü kurtarmaya yönelik, sadaka kültürü” ile değil sosyal Belediyecilik anlayışı ile kaldırılabilir.

Kısacası; Sosyal belediyecilik kavramı altında mahalli idarelere sosyal alanlarda planlama düzenleme işlevleri yükleyerek, onları sosyal amaca kanalize eden; sosyal dayanışma ve entegrasyonu sağlayarak belediyelerin sosyal güvenlik ve adalet mevhumunu geliştirici sosyalleştirme ve sosyal kontrol işlevlerini ön plana çıkaran bir çalışma yapılmalıdır. Sosyal belediyeciliğin temeli tüm vatandaşların topluma kazandırılması için toplumsallaştırma misyonu ile birlikte toplumsal kesimleri yönlendirme, onlara rehberlik etme anlayışının geliştirilmesidir.

Bu çerçevede oluşturulması ve kabul edilmesi gereken “Sosyal Belediyecilik” anlayışı; “topluma, mevcut koşullar içinde olabilecek en yaygın düzeyde kaliteli hizmet sunabilmek” olmalıdır.

Hesap kitap yapılmadan, gelişi güzel borçlanarak kaynak yaratma anlayışı belediyeleri iflasa götürmektedir. Alınan borçlar sonunda belediyelerin gelecekte sağlayacakları gelirlerden ayrılan paylarla ödeneceğinden, borçlanma dikkatle yapılmalı, “günü değil, geleceği kurtarmayı” amaçlamalıdır. Son yıllarda çok sayıda belediyenin büyük borç yükleri altına girmiş olduklarını, bu nedenle maaş ödemelerinde, çalışanlarının ücretlerini iyileştirmede, hizmet üretmede zorluklar yaşadıklarını görmekteyiz.

Belediyeler, halka sağladıkları hizmetleri aksatmadan sürdürebilmek, yaygın hale getirebilmek, yeni altyapı inşa edebilmek için bu hizmetleri fiyatlandırırken “ileriye dönük kaynak oluşturabilmeyi” göz ardı etmeyen finansal planlama anlayışı ile hareket etmelidirler. Bu husus, özellikle hızla büyüyen, gelişen yerleşim yerlerinde hizmet veren belediyeler için daha da önemlidir. Bu anlamda, belediye hizmetlerinin ucuza mal edilmesi de dikkat edilmesi gereken bir konudur.

Belediyeler; başta işsizlere iş vermek olmak üzere, yakacak, yiyecek, giyecek yardımı yapmak, ücretsiz okul servisi sağlamak gibi sınırlı sayıdaki insana “yüzeysel”, “geçici” rahatlık veren uygulamalara girerek esas yükümlülüklerini yerine getirebilmek için harcamaları gereken kaynakları azaltmaktadırlar. Oysa; bireylerin iş sahibi olarak ihtiyaçlarını emekleri karşılığında elde edecekleri kendi kazançları ile karşılamalarına olanak sağlayacak koşulları oluşturmak Belediyelerin değil merkezi iktidarın yani Devlet’in görevidir. Belediyeler, işi olan ve insanca yaşayacak düzeyde gelir elde eden çok sayıdaki bireye çağdaş yaşam için gerekli olanak ve hizmetleri sunmakla yükümlüdür.

Uzun zaman sayılabilecek süreçtir kamu çalışanı ve bir dönemde İstanbul’da yerel yönetimlerde çalışmış bir inşaat mühendisi, sosyoloji öğrencisi, İSG uzmanı olarak belediyeciliğin yeterli emarelerini göremediğim İkizdere Belediyesine naçizane önerilerimi sunuyorum;

Bilindiği üzere Kültürel ve sanatsal etkinliklerin, eğitimin sosyal yaşamın, toplumun gelişimine katkıda bulunan temel çalışmalardır. Belediye, kültür ve sosyal işler konusunda yıl boyu hazırlayacağı etkinliklerle ve kurslarla bu alanda çalışmalar yapmalıdır. Yapacağı etkinliklerle eğitime, çocuğa, kadına önem vermelidir. Sürekli savaş ikliminin yaşandığı Ülkemiz coğrafyasında; Barış, Demokrasi ve Emek Şenlikleri, festivalleri düzenlenmeli tüm dünya halklarının, tüm insanlığın ortak özlemi olan barış ve kardeşlik mesajları verilmelidir. Dosta düşmana herkese, farklı inanç, kültür ve düşüncelerin yan yana barış içinde bir arada yaşamaya engel olmadığını, aksine zenginlik olduğu gösterilmelidir. Yerel değerlere gereken önem verilmelidir. Türkiye’de Bal denince akla gelen İkizdere’de İkizdere’ye katkı sunmuş bir isim belirlenerek adına Bal Kültür Entsisüsü kurulmalı, İkizdere’yle ilişkili olan kültür, sanat, edebiyat insanlarının tanıtımı yapılmalıdır. Panellerle, konserlerle, tiyatro gösterileri ve her alanda düzenlenen etkinliklerle Kültürel kodları yüksek etkinliklerle İkizdere’nin bir Barış, sevgi ve kültür ilçesi olduğu herkese duyurulmalıdır. Bu çalışmaların yanında Katılımcı Demokrasinin gereği olan Sivil Toplum Örgütlenmelerine ve çalışmalarına önem verilmeli, İlçe Konseyi, Kadın Dayanışma ve Gençlik Merkezi oluşumunu çalışmalarını yakından desteklenmelidir. Diğer demokratik kitle örgütlerinin, özellikle İkizdere Engelliler ve Dayanışma Derneklerinin çalışmalarını önemseyip desteklenmelidir.

Belediye, Üniversite R.T.Ü, KTÜ işbirliği ile Tarım, mühendislik, Spor, Balıkçılık, Dağcılık, Turizm (doğa) gibi alanlarda bölgesel mikro ve makro projeler hazırlanmalı ve hızla hayata geçirilmelidir. Bölgenin tarihsel özelliği olan bölge mimarisini taşıyan ahşap evler Bölge koruma kurullarına tescil ettirilmeli, restore edilerek Turizme açılmalıdır. Doğa ve Kültür Turizmi için tüm datalara sahip olan İkizdere’mizde, bu girdileri bir araya toplayarak, planlama dahilinde; veri tabanındakileri değerlendirilmeli, kapsayıcı yönetsel bakış açısı ile yerel yönetim gerçekleştirilmelidir.

Bunun için;

1-Turistik değer taşıyan temiz, ucuz, rahat oteller, moteller, lokantalar, kafeler v.b. tesisler kurulmalıdır.
2-Turizmin önemini ve Turizmi bilen insanlar yetiştirilmeli varsa dışarıda bu tür insanlar ilçeye çağrılıp çalıştırılmalı ve onlardan yararlanılmalıdır. Yapılacak tesislerde mutlaka Turizm ehliyetli personel çalıştırılmalıdır.
3-Tarih kalıntılarımızı, eserlerimizi, eski evlerimizi yeni bir anlayışla, çevresel dokuya uyumlu bir şekilde aslına uygun olarak restore edilmelidir.
4-Ulaşımla ilgili, ana ulaşım ağı ve ona bağlı diğer tali ulaşım kolları islah edilmelidir. Ulaşım için yerel koşullara uygun tesislere bağlı olarak çalışan kiralık araçlar temin edilmelidir.
5-Geleneksel konuk severliğimizi, Turizm açısından yeniden değerlendirilmelidir. Bunun için; paneller, söyleşiler, sempozyumlar, kongreler hazırlanmalıdır.
6-İkizdere’de yaşayan halkı da işin içine katarak Turizmin önemini ve değerini öğretmek, gençlerimizin yabancı dil öğrenmesini sağlayarak, Turizm konusunda gönüllü, ücretli görev almaları ön görülmelidir.
7-Mutlaka tur programları hazırlanmalı, gezi yapılacak alanlar, ziyaret edilecek yerler, yemek, dinlenme, yerleri tüm programda belirgin olarak tespit edilmelidir. Bu konuda iyi yetişmiş rehberler kullanılmalı, tur programları mevsimsel olmalıdır.
8-Büyük kentlerdeki yerel derneklerle, iş adamları, akademisyenler, basınla, sektörün önde gelenleri ile iş birliği içinde olunmalıdır. Yerel olarak bizim kültürümüze ve coğrafyamıza benzeyen bu konuda yol kat etmiş il ve bölgelerin deneyimlerinden faydalanılmalıdır.
9-Kitap, broşür, internet sitesi, harita, fotoğraf v.b. yayınlarla ilçemiz çokça tanıtılmalıdır.
10-Yapılan yayla ve köy şenliklerinin kapsamı genişletilerek, yoz nitelikler taşımayan Bölge adına kültürel doku ile uyumlu birkaç gün sürecek bir ulusal festival programı hazırlanmalıdır.
11-Balcılık, Ormancılık, Hayvancılık, Çaycılık v.b. alanlara yönelik olarak R.T.Ü.’ne bağlı bir Meslek Yüksek Okulu açılmalıdır.
12.Yerel kooperatifler kurulmasına öncülük edilmeli, az sayıda hayvancılık yapan köylünün ürünü değerlendirilmelidir.
13. Hayvancılık yapılması için teşviklerde bulunulmalı gerekirse Belediye organizasyonu ile işlem tesis edilmelidir. 14.İkizdere’nin trafik ve alt yapısı insanların beyninde ve gözünde sorun olmaktan çıkarılmalıdır.
15.Kültür, sanat ve sosyal faaliyetlerinin yapılabileceği merkezler, alanlar, sokaklar yapılandırılmalıdır.
16.Dere kenarları yeniden düzenlenerek çağdaş bir rekreasyon alanı oluşturulmalıdır.
17.Su ve dağ sporlarının öncülüğü yapılmalıdır.
18.Yaygın bir şekilde yerel tatları içeren yöre insanının işlettiği yeme ve içme mekanları oluşturulmalıdır.
19. Belediye veya Turizm ve Kültür Bakanlığı tarafından ilçede bir Turizm Bürosu açılması sağlanmalıdır.

Vadimizde Turizmi bir hedef olarak belirlenip, çalışılırsa eğer, bakın neler olacak;

a-Vadi tüm ülke genelinde çok iyi tanıtılmış olacak.,
b-Küçük el sanatlarımız turistik ölçülerde değerlendirilerek, doğal ve kültür mozaiğine sahip bir vadi oluşacak.
c-Vadimizin doğal güzellikleri ile tarihi özellik taşıyan eserlerin (Cimil’deki mezar taşları, Şimşirdeki camii, taş köprü v.b.) envanterleri çıkmış olacak.
d-İlçemiz hakkında olumlu yargıların oluşması gerçekleşecek, vadimiz hakkında basında ve kamu oyunda sürekli olarak propaganda ve ajitasyon çalışmaları yapılmış olacak.
e-Vadimizde yapılacak yeni tesisler ile olumlu imar oluşumuna yardımcı olacak.
f-Vadi insanı kültürel iletişimden etkilenecek, insan olarak daha çok gelişecek ve ayrıca zenginleşecek, Vadi bir çekim merkezi halini alacaktır.

Dünyanın flora ve fauna zenginliği açısından ilk 100 vadiden birisi olan İkizdere vadisi kültür dokusu yüksek, alt yapısı ve üst yapısı ile imrenilecek bir vadi haline gelebilir.

Özetle Genel anlamda Belediye; doğrudan sorumluluk alanlarına girmeyen, belli kesim(ler) ve sınırlı sayıdaki bireylerin yararlanabileceği hizmetleri vermek yerine toplumun, o ilçenin bütününün yararlanacağı; temizlik, ulaşım hizmetleri, sportif aktiviteler, çevre düzenlemeleri, sağlıklı içme suyu sağlanması, kültür ve sanat etkinliklerinin düzenlenmesi gibi hizmetlere öncelik tanınmalıdır.

Bu anlayışın uygulamada hiç de kolay olmayacağı, toplumda yılların alışkanlıkları ile oluşmuş beklentilerin değiştirilmesinin Belediye Yöneticilerini yoracağı, zorlayacağı kesindir. Ancak; Bu süreci başarıyla yöneten Belediyeler “günü” değil, “geleceği” kurtarmış olacaklardır. Bunun için de; yönetimde ve uygulamalarda, her anlamda ilkeli, bilgili, donanımlı, vizyon sahibi ve kararlı olmak gerekmektedir.

Dağları, yaylaları, köyleri, mezraları, koruları, vahşi dereleri, (sanırım şimdilerde uysallar) şelaleleri, evcil ve yabani av hayvanları, ılıcaları, otantik kültürü, yerel müzik ve folkloru, bölgesel kendine has mutfağı, bedenlerindeki sıcakkanları yüzlerine yansıyan, gülümseyen ve o güzel yerel şivesi ile konuşan insanlarına sahip İkizdere İlçesi yerel anlamda bir yükselme ivmesi kazanmalıdır.

Bayramda ziyaret için gittiğimde suyu kesilen, yolları delik deşik olan, ucube bir imar uygulaması ile vadinin siluetinin ve panoramik görselinin kaybolduğu, mahallelere sembolik olarak konulmuş çöp konteynerlerinin çevreyi temiz tutmak yerine kirlettiği bir yerel yönetim hizmeti ile karşılaşmak beni ziyadesi ile üzdü.

Karanlıktan şikâyet etmektense bir mum yakma adına naçizane İkizdere için yerel yönetim önerilerimi dile getirmeye çalıştım, sürçü lisan ettiysem affola!

Nizamettin BİBER