KALKANDERE DEREYE AKIYOR

Dün son günlerde sık sık gittiğim Kalkandere ilçemize bir kez daha uğradım. Daha doğrusu uğramak zorunda kaldım.

Malumunuz Adliyemiz kapandığı için yeni Adliyemiz Kalkandere’de olunca bu ilçeye gitmek zorunda bırakıldık.

Bırakan kim derseniz; Allahından bulsun bizi Kalkandere kapılarına mecbur edenlere diyorum.

Bu bedduamda sonuna kadar ısrarcıyım. İkizdere’yi Adli yönden Kalkandere’ye bağlayarak, Kalkandere’ye gitmeye mecbur bırakanlara hakkımı ölünceye kadar helal etmeyeceğim. Kim sebep olmuş kim İkizdere Adliyesini kapatmışsa Allahından bulsun, bu dünyada huzur bulmasın diye her daim duacıyım.

Adliyemizi kapatmayın. Zira Kalkandere İkizdere ilçesine çok aksi istikamette. Özel arabanız yoksa veya dolmuş kiralamadıysanız Adliyeye gidip işinizi göremezsiniz. Yapılan İkizderelilere Kalkandere sokaklarında eziyet, cefa çektirmekten başka bir şey değil. Sebep olanlar Allahtan bulsun.

Şu olumsuzluğu yazayım. Kalkandere büyük bir ilçe değil. Kendi kabuğuna sıkışmış, sağa sola yayılamadığı için trafik sorunu had safhada. Yıllar önce İkizdere yolu bu ilçenin içinden geçtiği için biliyorum. İlçede ortadaki tek cadde daracık olduğu için araçlar birbirine girmiş durumda. Park yeri yok denecek kadar az ve olan yerlerde dopdolu. Birçok yerde Belediyeler araçlar için park yeri yaparken Kalkandere’de 20 yıla yakın süredir koltukta oturan Nihat Çolak Başkan maalesef yaya kaldırımlarını genişleterek araç trafiğini bu ana caddede sıkıştırmış. Bu hiçte güzel bir durum değil. Kahvehaneler yaya kaldırımlarına iskemle atarak çay servisi yaparken araçlar park yeri bulmada sıkıntı yaşıyor. Umarım birisi Başkan Çolak’ın kulağına bu gördüklerini söyler.

Cengiz Holdingin yaptığı binalara haklı olarak Fakülte isteyen Başkan umarım önce bu trafik konusunu çözer. Bence Fakülteden çok daha önemli bir konu tek caddeye sıkışan trafiği rahatlatmak olacaktır.

Yukarda dedim ya işim icabı Kalkandere’ye geldim. Gelince dostlara uğramadan geçemezdim tabii ki.

Bu kadar bilmiyordum. Bir dokun bin ah işit sözü tam gerçek oldu.

Kalkandere sınırlarından akıp İyidere’ye devam eden İkizdere deresinin bitirildiğini söyledi dostlar.

Dere yatağının yıllardır beton santrallerinin hammaddesi olduğunu ve burada yapılan kum, çakıl almaların havzada Alabalık katliamı yaptığını söylediler.

Beton santrallerinin köylere hazır beton taşıyan araçlarından köy yollarına gelişigüzel dökülen betonların verdiği olumsuzluklardan söz ettiler.

Hele son söylenenleri duyduktan sonra gerçekten irkildim.

500’ü aşkın mahkûmun bulunduğu Kalkandere Kapalı Cezaevi kanalizasyonunun dereye akıtıldığı iddiasını kuşkuyla dinledim. Ne derece doğru bilmiyorum, inşallah doğruda değildir ama eğer doğru ise Kalkandere Cezaevinin yüzlerce insanın kullandığı kanalizasyon pisliğinin İkizdere deresinin (HES ler dolayısıyla zaten çok az olan)sularına akıtılması çok yanlış bir durumdan ötesi vahşettir.

Yetkililer bu Kalkandere Cezaevinin kanalizasyonunun dereye akıtılması iddiasını araştırmalıdır.