DİNLEMEMEK ÜZERİNE, NEDEN DİNLEMİYORUZ?

Son zamanlarda özellikle toplumda ve kendimde gözlemlediğim bir davranışı irdelemek istiyorum, dinlememek! Çoğumuz karşımızdakini dinlerken başka şeylerle ilgileniyor, onu önemsemiyor ya da dinlediğimizi hissettirmiyor, dinlermiş gibi yapıyoruz.  Hatta birimiz konuşurken bile diğerimiz başka şeylerle (cep telefonu) ilgileniyor. İletişim kurmanın en önemli araçlarından biri olan dinleme davranışını ıskalıyoruz. Uyumadığımız zamanın % 80’ini iletişim kurarak, bunun %45’ini de başkalarını dinleyerek geçiriyoruz. Bu sonuç, “insanların okumaktan, yazmaktan veya konuşmaktan” ziyade daha çok dinlediklerini göstermektedir.

İnsanlarla sağlıklı iletişim kurmak iyi bir dinleyici olmaktan geçiyor. Peki dinleme nedir neyi kapsar? TDK sözlüğünde dinlemek; 1. İşitmek için kulak vermek, 2. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak, 3. Uymak, baş eğmek, itaat etmek, anlamlarına gelmektedir.

İyi dinleme eylemi ise karşıdakinin ne söylemek istediğini dolayısı ile ne düşündüğünü ne hissettiğini ve ihtiyacını anlamaya çalışmayı kapsar. İnsan yaratılışı gereği sosyal bir varlık olarak çevresiyle iletişim kurmak zorundadır. İnsanın çevresi ile iletişim ve etkileşim kurma olgusunu şekillendiren duygu, düşünce ve hayalleridir. İletişim, hayatın her alanında ve anında sözlü, sözsüz biçimde gerçekleşen bir alma, aktarma ve tepkide bulunma eylemidir. İletişimin içeriğini oluşturan sözcük, işaret, sembol, hareket gibi somut unsurlar ve soyut bilgi, duygu, düşünceler bir ileti olarak dil yetenekleri ve beden dili yardımıyla çevreden alınır, anlamlandırılır ve karşı tarafa aktarılır. İletişim anlama, anlaşma/anlaşılma ve anlatma gibi ihtiyaçlardan doğar. Topluluk içinde yaşayan her birey çevresine kendini anlatmak ve onları anlamak zorundadır. İnsan bahsedilen ihtiyaçlarını, duygu, düşünce, dilek ve tasarımları aktarma ve ortaya koyma aracı olan dil becerilerini (okuma, dinleme, konuşma, yazma) kullanarak karşılar.

Dünyaya gözlerini açtıktan sonra da ilk dönemlerde dinleme, insanın öncelikli davranışıdır. İnsanlar yaşamlarını sürdürmek için beslenmek, aile, eş ve arkadaşlık gibi yakın ilişkiler kurmak, çalışmak, çocuk yetiştirmek, iletişime geçmek, tepki göstermek vb. zorundadır. Bu eylemleri gerçekleştirmek ve bu faaliyetlerde başarılı olabilmesi, yaşam kalitesini artırması için çevresini dinlemesi gereklidir.

Dinleme; oluşum, sergilenme ve etki açısından çok boyutlu bir davranış örüntüsüdür. Karşımızdaki kişiyi dinleme, okunan bir metni dinleme, tartışmaları dinleme, karşılıklı konuşmaları dinleme, mesleki ve akademik konuşmaları (konferans, panel vb.) dinleme, elektronik kaynakları dinleme vb. Birey içinde bulunduğu toplumun kültürel kimliğini kazanırken, ana dili becerilerini (dinleme, konuşma, okuma ve yazma) kullanmakta,  bireysel olarak da gelişmektedir.

Eğer karşımızdakini dinleme bu kadar önemliyse neden daha iyi dinleyiciler olamıyoruz?

Dinleme zorluğu çekmenin altında yatan nedenlerden biri fizyolojik. Dakikada 400-600 kelime dinleme kapasitesine sahipken konuşma kapasitemiz yaklaşık 125 kelime olması karşımızdaki kişi konuşurken bize başka şeyler düşünme fırsatı veriyor. İyi bir dinleyici olmamamızın diğer nedeni de yetersiz eğitim. Okullarda çocuklara okuma, yazma ve konuşma öğretiyoruz. Yetişkinler hızlı okuma, topluluk önünde konuşma gibi kurslara katılıyorlar. İletişimi artırmak için yaptığımız bunca çabanın yanında, iletişimin en önemli unsurlarından biri olan dinlemeyi nedense unutuyoruz.

Farkında değiliz, kendi iç iletilerimize odaklanıyoruz, dinlemenin ne demek olduğunu bilmiyoruz, İletişimin etkili kısmının konuşmak olduğunu zannediyor, her şeyin en iyisini biz biliyoruz, dinliyormuş gibi görünme alışkanlığımız var, dinlemenin, bizden kaynaklanacağı kısmını gerçekleştiremeyecek kadar benliklerimizden uzağız.

Diğer nedenler ise; sabırsızlık, hemen sonuca gitme isteği, araya girme, dinlenilen konuyla ilgili akılda bir şeylerin olması, soru sormayı bilmeme, soru sormaktan kaçınmak, algıda seçicilik(işimize geleni dinleme), karşıdaki kişiyle olan ilişkinin kalitesi (sevmeme, hoşlanmama), ağır iş yükü veya veri yükü, çözemediğimiz, altında kaldığımız sorunları sürekli düşünüyor olmamız…

Son söz; “Konuşmak bir ihtiyaç ise, dinlemek bir sanattır.” Goethe

Nizamettin BİBER