EN ÇOK ÇALIŞAN BAŞKAN OLACAĞIM

Adaylığını açıkladığı günden beri kapı kapı dolaşarak projelerini anlatan Hakan KARAGÖZ ile ikizdere’nin interneti muhabirimiz Ayşegül DURMUŞ aracılığıyla küçük bir röportaj gerçekleştirdik. Ona nasıl bir belediye başkanı olmak istediğini, neler yapmak istediğini sorduk.

Adaylığınızdan başlayalım. Çok erken açıkladınız?

Evet erken açıkladık. Ben bu işlerde gönüllüğün önemli olduğuna inanırım. Birileri istedi diye aday olmadım. Köyün adayı olayım diye aday olmadım. Benim İkizdere’yle sevda gibi bir bağım var. Burayla ilgili hayallerim var. Kafkame’ye de Manle’ye de Vane’ye de bütün köylerimize gönülden bağlıyım. Çocukluğum burda geçti. Burada büyüdüm. Her zaman da gönlümün bir yarısı burada kaldı. Bulduğum her fırsatta da buraya koştum. Bütün dağlarına, yaylalarına aşığım. Yılın her mevsimi dostlarımı getirip buraları gezdiriyorum. Hepsi buradan hayran bir şekilde ayrılıyor. İkizdere’yle ilgili hayallerim var, yapmak istediklerim var. Bunları paylaşmak İkizdere için çalışmak için aday oldum.

Bu süreçte epey süre rakip bir aday çıkmadı karşınıza.

Biz adaylığımızı açıkladıktan sonra yoğun bir şekilde çalışmaya başladık. Rakibimizin olup olmaması önemli değil ki. İnsanlar neden bize oy vermeliler bunu anlatmaya çalıştık. Hayallerimizi paylaştık. Neler yapabiliriz bunu aktardık. Onların sorunlarını, fikirlerini dinledik. Başka neler yapılabilir bunları not ettik.

Son yıllarda en yoğun çalışan aday olduğunuz söyleniyor?

Bu işe gönüllü olarak girdim. O yüzden çok erken açıkladım adaylığımı. İlçe Başkanım Sayın Abdurrezzak Uzun ile birlikte kapı kapı gezerek derdimizi anlatıyoruz. İnşallah göreve geldiğimizde de böyle devam edeceğiz. En çok çalışan aday mıyım bilmiyorum ama ben en çok çalışan belediye başkanı olmak istiyorum. Rabbim izin insanlarımız oy verirse… Kapalı kapılar ardında değil, devamlı, şuan olduğu gibi herkesin evinde, mahallesinde olacağız. Bana şuan nasıl ulaşabiliyorsa inşallah başkanlığımda da aynı şekilde ulaşabilecek. Beraber dertleşip sorun neyse nasıl çözebileceğimizi birlikte konuşabileceğiz.

İnsanlar sizi evlerinde nasıl karşılıyor? Memnun oluyorlar mı?

Yeni olan bir olayı anlatayım. Başsağlığı için gittiğimiz bir evde bir genç kardeşimiz gelip babaannesini oy kullanmaya razı edemediğini söyledi. Benim en keyif aldığım şeydir halalarımızla, nenelerimizle hasbihal etmek… Onlarda yaşanmışlıklar var, tarih var, İkizdere kokuyorlar çünkü… Gittik halam sedirde yarı uyku halinde. Selam verdik, hal hatır sorduk. Halam doğruldu, muhabbete başladık ama ben eve ilk girdiğimde kuzinanın üzerindeki tencereye kafayı taktım. Çaktırmadan kapağı araladım içinde lahana pişmiş, demleniyor. Sohbetin en derin yerinde gelin kardeşimiz gelip “Bir şey içer misiniz, karnınız aç mı?” diye sordu. İlçe başkanım nazikçe teşekkür etti ama ben lahanaya kafayı takmışım, hemen paltomun düğmelerini açtım, ayağa kalkıp çıkardım. “Vallahi karnım aç, ben bu lahanayi yemeden bu evden gitmem” deyince işte o zaman biz biz olduk, aileden oldum. Sohbet, muhabbet tamamen değişti. Halamı bir görmenizi isterdim. Beni yanına çağırdı. Aldı yüzümü o emekçi, İkizdere kokan avuçlarının arasına, torunu, evladı gibi sevdi “Oyum senun, ben söz verdum mi hiç kimsa değiştiremez.” dedi. Gözlerimiz buğulandı. Ben o halamın gönlüne girdim ya bundan ötesi zaten yok. Bu samimiyeti Mevla korumayı nasip etsin, mahcup etmesin bu güzel insanlara. Rabbim bize, bu güzel gönüllü insanlara hizmet etmeyi nasip de eder inşallah.

Geçtiğimiz günlerde “Rizeli öz evladını bilir” yazılı üzerinde de sayın Cumhurbaşkanımızın da olduğu bir pankart astı rakibiniz?

Ben bunları konuşmak istemiyorum. İkizdere’ye haksızlık bu her şeyden önce. İkizdere, reisine Türkiye’de rekor denecek bir oranla sahip çıktı, başkan olarak seçti. İkizdere’ye ayrıştırıcı bir dil yakışmaz. Eskinin siyaseti bu dil. Eskiden de derenin karşısı berisi hikayesiyle insanları ötekileştirip seçim kazanmaya çalışılırdı. Ben kafkameliyim. Kafkame’de doğdum büyüdüm. Ama ben Manle’nin de Vane’nin de adayıyım. Ethone’nin de adayıyım Anzer’in de Mahura’nın da… Ben bu dağların uşağıyım. İkizdere’nin her ferdine taşına toprağına hizmet etmek için adayım. Kimseyi ayrıştırmak bize yakışmaz. Projelerimizi, hayallerimizi afişe edelim. Ne yapacağımızı anlatalım…

Seçimlere gelelim o zaman, İkizdere nasıl “hareket”lenecek? İkizdere’yi nasıl hareketlendirmeyi planlıyorsunuz?

Bizim en büyük hedefimiz burada yaşayanların memnuniyetini arttırmak. Aynı zamanda gurbetteki hemşerilerimizin burada daha çok vakit geçirmesine imkân verecek projeler üretmektir. Bunları yapabildiğimizde İkizdere söylenegelen durgunluğu da üzerinden atacaktır. İkizdere merkezde, dere kenarında İkizdere belediyesi sosyal tesisi yapacağız. İnsanlar İkizdere’ye geldiğinde kahvehanelere mahkûm olmayacak. Otantik yöre mimarisine uygun yöresel yemekler yiyebilecekleri, dereyi boydan boya görebilecekleri, teraslı, çok amaçlı kullanılabilecek böyle bir sosyal tesise acil ihtiyaç var. İkizdere bu sosyal seviyeyle 65 yaş altında hiçbir insanımıza hitap edemiyor. İnsanların İkizdere’de para harcayacakları bir yer bile yok. Bu en basiti… Biz daha ne ekonomisinden bahsedebiliriz. “Turizm turizm” deniyor ama bugüne kadar turizmle ilgili en ufak bir aşama kaydedemedik. Biz göreve gelirsek İkizdere’de direkt 8-10 gencimizin çalışacağı, dolaylı olarak tüm İkizdere’nin faydalanacağı bir turizm sektörü oluşturmak istiyoruz. Gençlerimiz İkizdere’den gitmek istiyor. Seçim çalışmaları sırasında bir gencimiz yanıma gelip “Başkanım 2005 yılımda liseden 97 kişi mezun olduk ama o ekipten şu an İkizdere’de sadece “4” kişi kaldı.” dedi. Bu durum maalesef halen devam ediyor. İşte biz bu göçü bir nebze olsun durdurabilirsek, bu 4 kişiyi 14-24 kişiye çıkartabilirsek o zaman biz başarılı olduk diyeceğiz. Temel amaçlarımızdan biri, dönemimiz sonunda maddi sorunlarını çözmüş, yatırım yapabilen bir belediye bırakmak.

Turizm dediniz, bu konuda bir çalışmanız olacak mı?

İkizdere’nin hareketlenmesi için kendi değerlerini öne çıkarması gerekiyor. Bunu yaptığımızda turizm de kendiliğinden artacaktır. İkizdere, bir cazibe merkezi haline gelecektir. Kar yürüyüşlerinden örnek vereyim; yürüyüşlere birkaç kişiyle başladık. Bir kartopu gibi başladık ama çığa dönüştü 8 yıl sonunda artık 1000 kişilik yürüyüşler yapıyoruz. İkizdere’nin sadece kış faaliyeti olarak bile Petran’da, Ovit’te, Tozköy’de çok büyük potansiyeli var. Bunları değerlendirmemiz ve sürdürülebilir bir hale çevirmemiz gerekir. İkizdere her mevsim turizme açık bir ilçe… İp atlama için, bisiklet yolu için, rafting için imkânımız var. Bunları planlayacağız ve İkizdere için her mevsim bir etkinlik, yoğunluk oluşmasını sağlayacağız.

Turizme peki sizce hazır mı İkizdere?

İkizdere’ye toplam kalite yönetimini getirmek istiyoruz. Belediye çalışanlarından başlayacağız ilk önce, esnafı da eğitime gelmeleri için telkinle ikna edeceğiz. Çünkü eğer turizm yapmak istiyorsak bu eğitimsiz olmaz. İkizdere’ye gelen bir misafir, çay içtiği kahvehanede, yemek yediği lokantada, benzin aldığı benzincide, girdiği tuvaletten memnun olmalı ki “İkizdere diye bir yerden geçtim demeli” bu zamanla bizi büyütecek, algıyı yükseltecek, bundan da İkizdere, İkizdereli kazanacak.

Peki belediyeciliğe gelelim. Nasıl bir belediyecilik yapacaksınız? Fadime halaya, Ahmet emiceye ne vaat ediyorsunuz, projeleriniz nelerdir?

Adaylığımı açıkladıktan sonra nasıl ev ev gezdiysem yine öyle devam edeceğim. Kapalı kapılar ardında beni aramaları gerekmeyecek. Yine köylerinde, camilerinde evlerinde bulabilecekler beni. Sosyal ve üretken bir belediyecilik yapacağız. Mesire alanları, çocuk oyun parkları ile İkizdere’nin sosyal hayatına canlılık getireceğiz. Sağlık konusu ve ulaşım sorunları İkizdere için çok önemli bir dezavantaj. Bir diyaliz merkezi fikrimiz var. Bu özellikle bu tedaviyi alan hemşerilerimizin en azından daha uzun süreler memlekette kalmalarına imkân verecek. Bu konuda daha etkin olmamız da gerekir açıkçası… Yapacağımız uygulamalarla İkizdere’yi büyütmek istiyoruz. İstihdam sağlamak istiyoruz. İkizdere’nin yerel potansiyelini toparlayıp bir markalaşma sürecine sokacağız. En az on dükkândan oluşan Yöresel Pazar oluşturma düşüncemiz var. Burada köylerimizde üretilen süt ürünlerinin, tarım ürünlerinin satışını sağlayacağız. Bizzat üreticilerin alıcılarla buluşabileceği bir pazar oluşturmak istiyoruz. Fadime hala isterse sütünü tereyağını, patatesini kendi de satabilecek. Süs eşyaları, İkizdere’ye ait değerlerin hediyelik eşya olarak üretilip satılmasını çalışacağız. Dünyanın en kaliteli balları yöremizde üretiliyor bunların markalaşmasını, pazarlanmasını hedefleyeceğiz.

Sosyal alanda yapacaklarınız, hayalleriniz nelerdir?

Mevcut kültür sarayımız bana göre çok âtıl kullanılıyor. Kültür sarayımızı daha etkin, daha faal kullanacağız. Gençlerimizi, kadınlarımızı, çocuklarımızı da yapacağımız etkinliklerle oyunun içine dahil edeceğiz. Mevcut köpek barınağımızı doğal bir ortama taşımak istiyorum. Ondan boşalan alana da bir hayvan kışlağı yapmak istiyoruz. İkizdere’de yapacağımız o kadar çok şey var ki sayfalarca yazmak zorunda kalırız. Çünkü bizim İkizdere’yle ilgili sevdamız var, hayallerimiz var. Bu sevda ki bizim İkizdere’ye hizmet isteğimizin en büyük gücü. Yüreğimizin tam ortası burası. Aşkla çalışmak, İkizdere’ye hizmet etmek istiyoruz.

Son sorumuz bu işlerin maliyetiyle ilgili olsun. Söyledikleriniz için belediye bütçesi yeterli olacak mı?

İkizdere’nin ihtiyaçlarını ve imkanlarını biliyoruz. İkizdere’nin kurtuluşu yine İkizdere’nin kendi potansiyeliyle olacak. 50-60 yıldır göç veren ilçemizin bu durumunu avantajına çevireceğiz. İkizdere’nin iş dünyasında, bürokraside, akademik alanda inanılmaz bir insan potansiyeli var. Bütün bu değerlere ulaşacağız. Avrupa fonlarını, bölge ajanslarını, yatırımcıları her şeyden önce çok önemsediğim dışardaki İkizdereli iş adamlarını bu noktada İkizdere için harekete geçireceğiz.

Samimi cevaplarınız için teşekkür eder, başarılar dilerim.

Verdiğiniz imkân için ben teşekkür ederim. Rabbim İkizdere için İkizdereli için hayırlısını nasip etsin…