ERZURUM’DA NENE HATUN KABRİNİ ZİYARET

ERZURUM-Tarihi şehirlerimizden Erzurum’u severim. Erzurum’u tarihe sahip çıktığı için severim. Orada edepli, bilgili ve yürekli dostlarım olduğu için özellikle daha çok severim.

Erzurum’da bulunduğum kısa sürede Nene Hatun’un kabrini ziyaret edip dua etmek de nasip oldu. 93 Harbi diye isimlendirilen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Erzurum’un daha doğrusu Doğunun uyanışını temin eden büyük insan Nene Hatun’un adını çok duymuştum ama kimdir nedir hakkında tarih kitaplarında okuduğumun dışında fazla bir bilgimde yoktu.

İsmet KÖSOĞLUErzurum İl Genel Meclisinin en kıdemli Üyesi Sn. Tahsin Bayramoğlu ile birlikte ziyaret ettiğim Nene Hatun hakkında çok detaylı bilgiler öğrendim. Erzurum’un Aziziyedeki Nene Hatun Mezarında Tahsin Bayramoğlu anlattı ben dinledim.
Tahsin Bayramoğlu ağabeyim Nene Hatun hakkında şunları söyledi’1857-1955 yılları arasında yaşayan Nene Hatun Erzurum’da doğdu. 98 yıl Erzurum’da yaşadıktan sonra yine Erzurum’da, zatürreeden hayata veda etti. Ölümünden üç ay önce Türk Kadınlar Birliği tarafından yılın annesi seçilmişti.

Tarihimizde 93 Harbi olarak anılan 1877 – 1878 Osmanlı – Rus Savaşı sırasında, Erzurum’daki Aziziye Tabyası’nın savunulmasında kahramanca çalıştı. Adını bu şekilde tarihe yazdırdı. Mücadeleye, küçük yaştaki oğlunu ve kızını evde bırakarak katılmıştı. O sıralarda 20 yaşlarında genç bir gelindi.

7 Kasım 1877 gününün gece yarısında, bölge halkından olan Osmanlı vatandaşı Ermeni çeteleri Erzurum’un Aziziye Tabyası’na girmeyi başarmışlardı. Tabyayı koruyan Türk askerlerini kalleşçe öldürdüler. Arkadan gelen Rus askerleri, hiçbir mukavemetle karşılaşmaksızın tabyayı ele geçirdiler. Baskından yaralı olarak kurtulmayı başaran bir er, şehir merkezine ulaşıp kara haberi Erzurumlulara ulaştırdı.

Sabah ezanından hemen sonra minarelerden şehir halkına duyuru yapıldı. “Moskof askeri Aziziye Tabyası’nı ele geçirdi.” Bu haber, Erzurum halkı tarafından, vatan savunması için emir telakki edildi. Silâhı olan silâhını, olmayanlar; balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak Tabya’ya doğru koşmaya başladı. Kadın – erkek tüm Erzurum halkı yollara dökülmüştü. Koşanlar arasında, erkeği cephede çarpışan bir taze gelin de vardı. Ağabeyi bir gün önce cepheden yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti. Üç aylık bebeğini emzirmiş, “Seni bana Allah verdi. Ben de O’na emanet ediyorum.” Diyerek vedalaştıktan sonra birkaç saat önce ölen ağabeyinin kasaturasını alarak sokağa fırlamıştı.


ERZURUM İL GENEL MECLİS ÜYESİ TAHSİN BAYRAMOĞLU “NENE HATUN TÜRK KADINININ CESARETİNİ GÖSTERİR”

Erzurumlular, ölüme gittiklerini bildikleri halde, Aziziye Tabyası’na doğru koşuyordu. Tabyaya yerleşmiş olan Rus askerleri, gelenlere yaylım ateşi açtı. Ön sıradakiler o anda şehit oldular. Arkadakiler, geri çekilmek yerine daha bir kararlı ve hızlı olarak ileri atıldılar. Demir kapılar kırılıp içeri girildi. Boğaz boğaza bir savaş başladı. Mükemmel silâhlarla donanmış Moskof ordusu, baltalı – tırpanlı, taşlı – sopalı eğitimsiz halk karşısında ancak yarım saat tutunabildi. 2300 Moskof öldürülüp, Tabya geri alındı. Türkler, 1000 kadar şehit vermişlerdi.

Hemen yaralıların tedavisine başlandı. Nene Hatun da yaralılar arasındaydı. Fakat o yarasına aldırmıyor, evindeki bebeğini unutmuş, diğer yaralıların kanını durdurabilmek, yaralarını sarmak için çırpınıyordu. Nene Hatun böyle bir ortamda tanındı ve saygı ile sevildi.

O’nun, vatan için gece başlayan mücadelesi, tüm düşman Erzurum’dan kovuluncaya kadar devam etti. Erzurum’un her karış toprağında cephane taşıyarak, yaralılara hemşirelik yaparak, yemek pişirerek, su dağıtarak, hizmetten hizmete koşarak destanlaştı. Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın zaferinde Nene Hatun’un ve O’nun vatan aşkını paylaşan sivil insanların da payı vardı.

Savaştan sonra da Nene Hatun, destan kahramanlarına yaraşır bir asaletle yaşadı. Kendisini ziyaret eden NATO’da görevli Amerikalı subayın bir sorusuna: “O zaman vazifemi yapmıştım. Bu gün de ilerlemiş yaşıma rağmen aynı hizmeti, daha mükemmeliyle yapacak güç ve heyecana sahibim.” cevabını verdi’dedi.