İKİZDERE’DE İLK KADIN MUHTAR

kizdere’nin ilk kadın muhtarı Endam Biber ile ikizdere.net muhabiri Didem Ayça Karagöz’ün gerçekleştirmiş olduğu röportaj.

Kafkame’nin Yeni Endamı

İkizdere’nin Çağrankaya Köyü’nde ilk kez kadın bir aday muhtar seçildi. Yalnız bu muhtarın tek özelliği kadın olması değil, daha doğrusu o herhangi bir muhtar değil! 5 lisan (Arapça, İngilizce, Hollandaca, Almanca ve Japonca) bilen, aikido sanatında kara kuşak sahibi, Japonya’da yıllarca öğretmenlik yapmış, kanserle 3 kez mücadele etmiş, Kafkame dağlarına sevgi ekecek bir muhtar! Şarkıda söylenmiş ya “Endamın yeter” diye, muhtarımızın adı da Endam Biber.

Merhaba Endam hanım, Çağrankaya Köyü muhtarı siz oldunuz. Nerden esti aklınıza muhtar olmak, yoksa bir gece rüyanızda mı gördünüz?

-6 yıldır burada yaşıyorum. Burada yaşayan insanlar eksiklerini daha iyi görür. Hani bire bir yaşıyorsunuz her şeyi, bütün mevsimleri, bütün zorlukları. Çözümü kim getirecek? Bir yerden başlamak lazım; sen yapma, ben yapma, kim yapacak? Peygamberimizin bir hadisi vardır: “İlim Çin’de dahi olsa gidip öğreniniz” diye. Öğrendikten sonra da bunu uygulamadın mı bir anlamı yok. Bildiklerin seninle mezara giderse bunun da bir anlamı yok. Ben de bir katkım olacağını düşündüm. Bir yerlerden başlamalıyım dedim. Muhtarlık bence güzel bir adım ve daha önce hiçbir kadın bu işe kalkışmamış.

Köyümüzün ilk kadın muhtarısınız, bu beni de gerçekten çok mutlu etti. Gönül ister inşallah diğer köylerde, yurdumuzun diğer yerlerinde de kadın yönetici sayısı artar. Köye bakış bir kadın gözünden de daha farklı olmalı.

Evet, kesinlikle. Bir eve bir kadın eli değdiği zaman durum nasıldır? Ha ev, ha mahalle, ha köy; aynı şey bence değişen bir şey yok. Bütün kadınların yapabileceği bir durumdur. Fazla abartıyoruz hani bu erkek işi diye, değil! Bir kadın bir erkek de değildir mesele. İnsan yüreği olan herkes, insani duyguları taşıyan herkes bu işi yapabilir. Ama tabii ki eğitim, icraatta biraz olayı değiştirebilir. Resmi dairelerde alacağınız sonuçlar eğitim sayesinde belki daha etkili olabilir. Sonuç olarak herkes yapabilir. Yürek işidir çünkü. Keşke maaşı biraz daha düşük olsaydı da herkes atlamasaydı.

Muhtarlık yürek işidir. Keşke maaşı biraz daha düşük olsaydı da herkes atlamasaydı.

-Çok güzel bir konuya değindiniz. Bizim köyümüzde bir de şu var: “Falancanın durumu yok; inşallah o kazanır.” diye. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu bakış açısını?

-Evet, yok işte “Sigortasına 3 yıl daha var, sigortasını öder.” Bu mantıkla bizim amme hizmetimiz görülmez. Muhtar olan kişi ihtiyacı olan kişileri tespit edecek, onların durumunu düzeltmek için uğraşacak. Muhtar, ihtiyacı olan kişilerin durumunu düzeltecek ki hizmet görülsün. Kendisi için uğraşırsa bir anlamı yok. Bu amme hizmetini çok fazla kişiselleştiriyorlar. Kişisel bir iş değil bu. Bu toplum için çalışmak zorundasın.

Bize biraz projelerinizden bahseder misiniz? Bunları diğer kişiler de öğrensin.

Birinci maddem köye ücretsiz servis koymaktı. Muhtarlığı kazandığımın ilk cumasında bunu gerçekleştirdim. Çünkü 30-30, 60 liraya inip çıkıyor insanlar. Çok büyük bir rakam, emekli insanlar için de bir yol parasının bu kadar tutması çok külfetli.

Servisten sonraki ikinci projem de mezarlıkların temizliği. Yakın zamanda hemen mezarlıkları temizleyeceğim. Hiç kimse yakının mezarına gidemiyor, çoğu yer dikenlik ve bakımsız. İnsanlar camiye girmiyor ama mezarlığa girmek istiyor. Bu sene birkaç ay içinde bu işi de bitirmiş olacağım.

Faaliyet programımdaki bir diğer madde ihtiyar, kimsesiz, ihtiyaç sahibi insanlara yardım götürmek. Düzenli aralıklarda sağlık hizmetlerini ayaklarına kadar getirmek. Pek çoğu gidemiyor, onları getirmek durumundayım.

Daha sonra, ki en önemli projemdir, kötü haldeki okulumuzu daha faydalı bir hale getirebilmek. Sosyal tesis olarak kullanıma açmak ve kışın yaşlıların kalabileceği bir yer haline getirmek. Turizme açık, kafeteryası, kütüphanesi olan, kısaca her kesime hitap edebilen, her şeye açık bir yer olarak faydalandırmak.

Köyümüzün değerlerine dair böylesi bir projeyi daha önce hiç dillendiren olmamıştı.

Çünkü muhtarlık çok basit bir şey olarak görülüyor, “mahalle muhtarı ne yapar!” Mahalle muhtarı çok şey yapar! Yöremize ait oluşturduğumuz ürünleri marka haline getirebiliriz. Mesela “Likapa Marmeladı” neden olmasın? Hayvancılık bizde maalesef öldüğü için, canlandırmak oldukça zor. Çünkü kimse artık hayvancılık yapmak istemiyor. Ama en azından tohumlarımız var bizim, kendimize ait naçizane tohumlarımız var. Onların patentini alabiliriz.

Aramızda bir erkek olsaydı o zaman ne diyeceklerdi: “Bu karilardan bi şey olmaz, yine adamlar etti.” Bunun söylenmesini engellemek istedim.

Ulaşım gibi, çay arabalarının köye gelme zamanları da köyümüzün kronik bir sorunu. Bu konuda sizin vaadiniz nedir?

Çayın toplanması yöre insanımız için çok önemli. Maalesef çay arabalarının gelişinden insanlarımız bihaber yaşıyorlar. “Çay ne zaman toplanacak, araba ne zaman gelecek”. Bunlar çok önemli. Şimdi Çaykur’a gideceğim ve oradaki alım memuruyla tanışacağım, bağlantıyı hiç koparmayacağım. Mecburuz, insanlarımız neden başkasından öğrensin? Neden kendi muhtarları onları bu konuda bilgilendirmesin ki?

Bir şey dikkatimi çekti Endam hanım, bütün azalarınız kadın (ben de içinde olmak üzere). Aralarında neden bir tane bile erkek yok? Bu durum karşı cinsi dışlamak gibi kötü anlama çekilebilir. Neden böyle bir karar aldınız?

Haklısınız, biraz radikal bir karardı. Ama şöyle düşünün şimdiye kadar olan muhtarlar hiçbir zaman bir kadını yanlarına almamışlar.

O zaman buna bir tepki diyebilir miyiz?

Kesinlikle, bu bir tepkiydi. Ben böyle yapıyorum, bundan sonrakiler kadın-erkek karışık olur. Çünkü bunu yapmak zordu ve zoru başarmak güzel. Bu sadece erkek kadın meselesi değil, krediyi kimseye vermek istemedim. Ben ve birkaç azam dışımda bu çalışmayı kimse yapmayacak. Sonuçta biz yüklenip biz sırtlanacağız olayı ve çözüm getirme çalışmalarını. Aramızda bir erkek olsaydı o zaman ne diyeceklerdi: “Bu karilardan bi şey olmaz, yine adamlar etti.” Bunun söylenmesini engellemek istedim.

Ben şuna inanıyorum ki gençler bayrağı benden daha ileri yerlere taşıyacaklar. Neden olmasın bir belediye başkanı adayı kadın? Bizim buralarda çok zor. Belki ütopik çok hayali bir şey ama neden olmasın ki? Bundan sonra bence kadınlar daha çok katılacaktır. Özellikle bu yörede işi yüklenen kadınlardır. Ağır işi yapan kadınlardır, hep kadınlar… Ama nedense böyle bir sıfatı taşımak kadınlara verilmiyor, layık görülmüyor? Aslında ben bunu kırmak istedim.

Biraz da sizden bahsedelim. Siz pek bu konuyu ön plana çıkarmamı istemiyorsunuz ama ben yine de açmak istiyorum. 5 dil bilen başka muhtar adayı ben görmedim. Aynı zamanda kara kuşak sahibisiniz. Bu anlamda da bir ilksiniz.

Farklı bir donanımım olduğunu ben de kabul ediyorum.

Sizce kadınlarımız öğrenmeli mi dövüş sanatlarını?

Evet, insanın kendine olan özgüvenini yükseltiyor, farkındalığını artırıyor. Savunma sanatını öğrenmek, spor yapmak, ruh sağlığı için de güzel, beden sağlığınız için de güzel. Bir taş iki kuş!

Memlekete dönme kararınız sanırım hastalığınızdan dolayı oldu biraz da. Bu altı senede hayatınızda neler değişti? Bu doğanın köyün size bir katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

Kesinlikle, zaten bunun için geldim. Böyle bir yerde yaşam sürmek insana çok daha farklı bir enerji veriyor. Yaşam gücü veriyor. İçtiğiniz su, teneffüs ettiğiniz hava, her şey tertemiz. Şehre nazaran çok nezih yaşıyorsunuz. Kendi ekmeğimi kendim yapıyorum, organik yemeye çalışıyorum. Bunun sağlığıma çok katkısı oldu.

Hayata bağlı kalacaksınız! Amacınız olsun sizi dinç tutsun. Uğraşsız bir yaşam boşa geçirilen bir yaşamdır.

Kemoterapi sürecini 3 sefer geçirdim. Burada iki sefer yaşadım. Önemli olan nedir biliyor musunuz, hayata bağlı kalacaksınız! Amacınız olsun sizi dinç tutsun. Hayatınızda bir şeyler olmalı ki sizi sürüklesin. Uğraşsız bir yaşam boşa geçirilen bir yaşamdır. Eşim benim çok zor bir insandır mesela, buna “evet” demesinin sebebi sadece hayata tutunacak bir şeyimin olmasıydı.

Japonya’da 12 yıl öğretmenlik yaptınız. Bir eğitimci olarak köyümüzde eğitim anlamında neler olacak?

Okuma yazma bilmeyen çok kadınımız var. Bunun için de ya annemin evini ya da eski okulu faaliyete geçirmeyi düşünüyorum. Bana yer lazım; kazaya kimse inmez. Burada bir yer olmalı ki kadınlarımızı çekebileyim.

Bana yer lazım; kazaya kimse inmez. Burada bir yer olmalı ki kadınlarımızı çekebileyim.

Ortam yaratıp İngilizce dersi verebilirim. Hatta bu cumartesi bu projem de faaliyete girecek. Köyümüzdeki gençlerin dil öğrenmesi İkizdere’nin turizmine de katkı sağlar. Şu an 2 öğrencim var, ilerleyen zamanlarda inşallah artacaktır.

Bu muhtarlık seçimi sürecinde çok yıprandınız mı? Sizin çalışmalarınız ve kullandığınız dil nasıldı?

İnsanı üzen nedir biliyor musunuz: “Sana oy vereceğim, sana vereceğim” dedikten sonra vermemesi. Çünkü sen hesabını ona göre yapıyorsun, çalışmanı ona göre planlıyorsun. Çok az bir farkla ucu ucuna kazandım, zordu. 25-30 fark beklerken böyle ucu ucuna kazanmak sürpriz oldu. Demek ki insanımız hâlâ bazı şeyleri aşamamış. Kendi toplumunun neye ihtiyacı olduğunu bilmeden, kişisel bakışla oy kullanılması çok yıpratıcı. Mesela “Ben bu soyadına vermiyorum, bu soyadına oy vermeyeceğim” diyor, bu çok yanlış. Resmen soyadı ırkçılığı, soyadına bakarak insanı karalamak gerçekten çok çirkin.

Bizim tarafımızdan çok adil bir çalışma oldu, dürüstçe çalıştık. Sözlerimizde hiç kırıcı, kötüleyici bir hareket olmadı. Ama karşı taraf için maalesef bu geçerli olmadı, etik olmadı. Vesselam sevgi dili kazandı.

Kafkame’nin yeni Endam’ı olarak köyünüze nasıl bir mesaj yollamak isterseniz?

Seçim geride kaldı, artık kişiler benim için önemli değildir. Hizmet için burdayım. Ayrım yapmayacağım, ben hizmet peşindeyim!

Donanımlı ve birleştirici dili güzel kullanan bir insansınız. İleri siyasi kariyeriniz için belediye başkanlığı veya milletvekilliği adaylığı gibi bir şey düşünüyor musunuz?

Hayır düşünmüyorum. Şu muhtarlıkla bile uğraşmak ne kadar zordu. Düşünün 229 seçmenle uğraştık. Bir belediye başkanlığı ile kıyaslayınca çok küçük kalıyor. Dileğim kadınlarımızın önünün açılması yönündedir.

Ben şuna inanıyorum ki gençler bayrağı benden daha ileri yerlere taşıyacaklar. Neden olmasın bir belediye başkanı adayı kadın? Bizim buralarda çok zor. Belki ütopik çok hayali bir şey ama neden olmasın ki? Bundan sonra bence kadınlar daha çok katılacaktır. Özellikle bu yörede işi yüklenen kadınlardır. Ağır işi yapan kadınlardır, hep kadınlar… Ama nedense böyle bir sıfatı taşımak kadınlara verilmiyor, layık görülmüyor? Aslında ben bunu kırmak istedim.