Sizsiz Yayla Çok Güzel Çiçek Açar!

Tüketim çılgınlığının gelmediği bir yerden söz edebilir miyiz şu dünyada? Belki yıllar yıllar önce ben bunu yaşadığım yayla için söyleyebilirdim, ama şimdi ise asla bunu söyleyemem.

Seneler ilerledikçe önce betonlar çoğaldı. Bir iki bir iki derken yaylamızın doğallığıyla aramıza ciddi bir kalın beton duvar örüldü. Evet bu duvara rağmen yaylamız hâlâ çok güzel diye etrafta dolaşıyorduk. Ben, sen, o! Bu yayla deniz gören, her yaz bereketli yaylımları renk dolu bir yaylaydı çünkü: Yeşili, suyu, likapası, Hendekukası, çırası, kuşburnusu vs. var diye. O kar suyunun temizliğini, soğukluğunu biz ezelden biliyorduk. Ah ne bilmek! Değer de bildik mi bari? “Biz”: Yayla sakini, yayla gezgini, turist, gelip geçen, merak eden, şu hepimiz…

Bildiğiniz gibi Eylül gibi yaylacılık biter. Sonrasında soğuklar ve rüzgâr uğultuları buraları mesken eder. Kar yavaş yavaş kendini hissettirir ve bu güzel dağlar ıssız bir güzelliğe bürünür. Kasımda yaylayı bir görelim dedik, gördüğüme inanılmaz sevindim yalnız ben sevdiğimi böyle görmeyi istemezdim… Yaylamın başı, sonu, içi her yeri çöplerle dolu, benim yüreğim de hüzünle doldu. Yeşilin binbir tonu olan yerler, plastiğin milyon bir tonu olmuş. Ah bilseniz her türlü çöp doğaya atılır levhaları var sanki o insanların kalplerinde. Doğaya zalimlik var mı hiç bir dinde, bilimde!
Utandım, ben çok utandım.
Kırmızısına aşık olduğumuz o hendekukaların arasında yığınla çöp var diye. Utandım ben utandım; nasıl bu aynı doğada aynı havayı soluduk diye. Ben çok utandım, tarifsiz! Şu güzelim doğa katliama uğramış bir kimsesiz.

Yaylaya ne beton eviniz, oteliniz, yeşil yolunuz lazım değil. Çünkü sizde yeşil bir kalp değil gri olan kalbinize yeşil bir ambalaj geçirmiş geziyorsunuz, güya şu dağları seviyorsunuz, sen çıkmazsan yaylaya yayla çiçek açar mi şarkısı mırıldanıyorsunuz. Ağır konuşuyorum evet siz sahtekarsınız! Sevginiz sahte, ya da ambalaj hatası bilemiyorum işte. Böyle gelecekseniz gelmeyin, böyle sevecekseniz sevmeyin. İnsan sevdiğine bunu yapmaz, bunu yapanın kalbinde yeşil asla ve asla açmaz.

Siz çıkmazsanız yaylaya yayla çiçek açar o zaman gözümüzden yaş da akmaz, kalbimiz oturmuş da ağlamaz… Biz bu manzaraları görünce hislenip kalbimize dikenler saplanıyor. Lütfen şu görüntülere sebebiyet verecek hareketler yapmayalım. Kağıdı sobada yakalım, plastiği mümkün olduğunca az kullanıp -hadi kullandık- atığını doğaya yük yapmayalım.

Geçen araştırmalarda Rize en temiz havaya sahip olan şehir seçildi. Bu ünvan bizden gitmesin, azıcık sahip çıkalım, değer bilelim iyi değil mi!. Belki bizim örnek davranışımız herkesi kıskandırıp onlar da böyle bir yarışa girer. Kötüyü herkes yapar, çöpü herkes atar. Düşünmeyen insana kolay gelen budur, çöpünü sorumsuzca atan aslında düşünce yetisine sahip olmayan insandır. Ee insan hani düşünen bir varlıktı, düşünmedikten sonra ne ehemmiyetimiz var ki? Her insan bir zincir. Sen az tüket, az çöp üret ve bu çöpünü de doğaya değil kendine yük et, arıt, doğa için elinden gelenin en iyisini yap. Unutma dünyayı tek başına kurtaramayabilirsin ama en azından yardımcı ol; samimiyim bunu deneyebilirsin. İlkemiz bu olsun! O zaman bu doğa hepimizin olur, hep beraber aynı şarkıda buluşuruz. Beraber söyleriz sevdiğimiz, doğa bilinci taşıyan insanlar için “sen çikmazsan yeylaya yeyla çiçek açar mi”…

Böyle nitelendirebileceğimiz insanların çok çok var olması dileğiyle esen kalın, doğayı seven bir kalpte hep yeşil kalın…

#ÇağrankayaYaylası

Author: Didem Ayça KARAGÖZ

Yeyla Paçisi - HendekukaAvcisi ? Doğaya tutkun, ? Renklere vurgun, ? Yaradan'a meftun bir kul. ?İletişimci. ? Dünyayı tek başına kurtaramayabilirsin, ♻️ Yardımcı olmayı dene.